.



117 Yorum

  1. Zehra Topal dedi ki:

    Muhterem Neslihan Hocam ve Gülberenk yetkilileri,
    Elde sabun programınızı büyük bir muhabbetle seyredip istifâde ettik elhamdülillah. Programların duyulması ve CD satışlarının artırılması amacıyla etrafımıza da duyuru yapıyoruz. Bu duyurular vesîlesiyle şarkılarınızı dinleyip programınıza büyük bir şevkle gelmeye çalışan bir kardeşimiz oldu bu ay. Geldiği yerin uzaklığı, programa ilk defa gelmiş olmanın verdiği tecrübesizlik, mekânı İlam değil de Gülberenk olarak aramanın verdiği sıkıntılar sebebiyle 20 dakika geç ulaşmış, kapıda kendisi dinlenilmeden geri çevrilmiş, gelmiş olduğu üç saatlik yolu yanındaki çocuğuyla geri dönmüş, bize üzüntülerini bildirmiştir. Vakte riâyetteki hassasiyetinizi biliyor, takdir ediyor kendimize örnek alıyoruz. Bir Müslüman olarak bize örnek oluyorsunuz. Fakat ne Efendimiz(sav) mescidinden bir Müslümanı geri çevirerek vakti öğretmiş, ne de himmetini aldığınız Büyüklerimiz sohbetlerinden geç kalması dolayısıyla bir talebesini geri çevirmiştir. İnsanlara yumuşaklık ve hilmle yaklaşmamız gerektiğini “kavlen leyyina kızım” diyerek Öğreten bir Üstad’ın talebesi olduğunuzu biliyor, bu cihetten yaklaşmanızı da istirham ediyoruz. Rabbim sadaka i câriyelerinizi kabûl buyursun, muvaffak etsin. Sevgiler, muhabbetler.

    • Gülberenk dedi ki:

      Kıymetli Kardeşim,

      Gülberenk Eğitici Çocuk Programları, zaman zaman çok büyük sıkıntılara göğüs gerilerek, tam on yıldır, Allah rızâsı için hazırlanmakta ve ücretsiz sahnelenmektedir.

      Bu vetîrede nice insanla karşılaşma ve nice tecrübe edinme fırsatımız olmuştur.

      Evvelâ şunu kesin olarak bilmek gerekir: Bu programlar, mescit sohbetleri değil, çocuklar, velîler ve yetişmekte olan eğitimciler için icrâ edilen ders programlarıdır. Her dersin olduğu gibi bu dersin de kâideleri, kuralları olmak zorundadır.

      Bir takım aksaklıkları tecrübe ede ede zaman içinde bizim de uyulmasını gerekli gördüğümüz kurallar belli olmuştur. Bu kurallar, programın başarıyla sahnelenebilmesini, seyircinin huzurla seyrederek en yüksek kazançla evine dönmesini ve tüm katılımcıların gelişerek ve öğrenerek ayrılmasını hedefler.

      Dolayısıyla, lillâh sahnelediğimiz bir eğitim programını, evvelâ zâten biz, hiç kimse kaçırmasın isteriz. Bu durumda, herhangi birini programdan mahrûm etmemiz de pek tabii ki söz konusu olamaz.

      Ne olur?

      Çok sıkı bir çalışma ile program hazırlanır.
      Saat 10:00’da ekip, son hazırlıklar için salona gelir.
      Saat 12:30’da her şey hazır edilir ve ekipteki her bir kişi, şahsî vazîfesi için kalp hazırlığını yapmaya başlar.

      Aynı anda şu olur:

      Salon kapıları 12:30’da açılır.
      Program 13:00’te başlar.

      İnsanlik hâli bu ya, bâzen elimizde olmayan sebeplerle hepimiz gecikebiliriz. Bu hakîkati göz önünde bulundurarak saat 13:10’a kadar kapıları kapatmayız. Özetle, tam 40 dakika boyunca seyircimizi bekler, gelenleri sevgiyle karşılar ve salona buyur ederiz. Lâkin13:10’dan îtibaren kapılar kapanır ve artık içeriye misâfir kabûl edilmez. Bunun böyle olacağı program afişleri ve sms yoluyla, herkese önceden bildirilir.

      Çünkü:

      – Eğitim almak üzere gelmiş, sahnede vazîfe almış acemî kardeşlerimizin dikkati dağılsın ve program başarısız olsun, istemeyiz.

      Çünkü

      – Vaktinde gelerek yerine geçmiş seyircinin, kapıdaki hareketlilik sebebiyle dikkati dağılsın, huzûru kaçsın, böylece Müslümanın Müslümana hakkı geçsin, istemeyiz.

      Çünkü

      – Programlara geç kalmayı, ne yazık ki alışkanlık hâline getirmiş toplumun daha iyi bir seviyeye gelmesini arzu ederiz, yerinde saymasını, istemeyiz.

      Üstelik, çeşitli sebeplerle geciken kişilerin, daha tedbirli, daha vakitli, daha dikkatli, daha uyanık olabilmesi de hedeflerimizden biridir ve bu yüzden, zaten verdiğimiz 10 dakîkalik gecikme payını, daha fazla esnetmeyiz.

      Vaziyet ve niyet budur. Ortada bir sertlik, kabalık veya haksızlık yoktur. Üstelik bizden töleransın da töleransını talep edenlere maksat, vazîfeli arkadaşlarımız tarafından güzelce anlatılmakta, îcâbında hiç üşenmeden dakikalarca izah yapılmaktadır. Yani zaten samîmî bir gayret, şefkat ve hilm ortaya konmaktadır.

      Şimdi gelin, daha iyi bir seviyeye ulaşabilmek adına, nefsâniyyete değil hakkâniyyete uygun olanda berâberce sebat gösterelim. Ve gelin, dersin bâzen programı seyrederken, bazen de programdan mahrûm kalarak alınabileceğini kabûl edelim. Kabûl edelim ki olgunlaşmak, çoğu zaman bir takım sıkıntılar yaşamadan mümkün olmaz.

      Bizim, vakte riâyetin farz olduğu şuuruna sâhip, mes’ûliyyetli, hakkı hakîkati yaşamaya dâir bilinçli ve kuvvetli bir kitleyi yetiştirme hedefimiz var. Bu sebeple tâviz vermeden hakkı gözetmek, vazîfemiz. Bu kadar gayretin üstüne, muhataplarımıza düşen de hakkı kabûl etmek, değil midir? Gelin, siz de bu hususta bize yardım edin ve kapıda kaldık, diye üzülmüş olanların, meselenin özünü kavramasını, berâberce sağlayalım.

      Şahısların izzeti, İslâm’ın izzetinden daha mühim değildir. Gelin, Avrupa’da alay konusu olan vakitsizlik hastalığımızı, kararlı bir duruşla, berâberce tedâvî edelim.

      Tedâvî bâzen çok yorar ve acı verir. Söyler misiniz, hastası acı çekmesin, kaçmasın diye tedâvînin gereklerini yapmaktan vazgeçen doktorda mı, yoksa her şeye rağmen, hatta sevilmeme riskini de göze alarak, yine de vazîfesini yapan doktorda mıdır hilm?

      Sanırım, anlatabildim….
      Umarım anlaşılabildim…

      Suâl edişinizi sevdim.
      Cevâbımın da sevilmiş ve sevindirmiş olmasını dilerim.

      Mevzû ile alâkalı olarak hazırlanmış olan video aşağıdaki linktedir.

      https://youtu.be/N1aLdUBtooY

      Seyreder ve seyrettirirseniz memnûn olurum.

      Hürmetle…
      Neslihan Nur TÜRK🌾

  2. Misâfir dedi ki:

    Kendi adıma çok istifâdeli bir eğitimdi. Hayat bizim ona nasıl baktığımızda göre şekilleniyor, bunun en güzel misâlini bugün gördüm. Elimizdeki her materyâl ile Allah’a hizmet edebilmek gerekir ve günümüzde insanları tamamen farklı sahaya çeken bir müzik dünyasını, islâmî öğretiyle uyarlamak gerçekten gıpta edilesi bir çalışma. Allah bu yolda çalışmalarınızı dâim etsin, doğru yoldan ayırmasın.
    Ve benim için konuşmadaki en mühr-i mesaj;
    Edep, anlamadığın konu hakkında susmaktır.

  3. Misâfir dedi ki:

    Gözlerimizdeki ışıltıdan, parıltıda bir şeyler sezdiğinizi hissediyor gibiyim. Bana yılma Rabb var dediniz. Söylediğiniz şarkıların tümü içimdeki çocuktu. Heyecanımı ve hevesimi kaybettiğim günlerde, yani kaybolduğum ormanda, önüme yolumu bulmam için bıraktığınız zeytinler için teşekkür ederim. Dâim duâ eder, duânızı beklerim. İyi ki varsınız!
    Sizi çok sevdim.

Görüşlerinizi bizimle paylaşın.